Yürüyelim Arkadaşlar

19 Mayıs 2020 Salı

Güneş ufuktan şimdi doğar, Yürüyelim arkadaşlar.

Dağ başını duman almış Gümüş dere durmaz akar Yürüyelim arkadaşlar. Güneş ufuktan şimdi doğar, Yürüyelim arkadaşlar. Sesimizi Yer, Gök, Su Dinlesin Sert Adımlarla Her Yer İnlesin

Zaman elimizden akıp gidiyor. Bizler yürümeye devam ediyoruz. O zaman yürümeye devam edelim. Yürüdüğümüz şu an şimdiki zaman ise gelecek zaman geride bıraktığımız yol mudur? Yoksa gideceğimiz yol mudur? Hemen cevap vermeyin. Hatta önce bir yürüyüşe çıkın sonra karar verin. Aman unutmayın bu yazının yazıldığı tarih 19 Mayıs 2020 Covit-19 nedeniyle sokağa çıkma yasağı var ve haliyle yürümek de yasak. En azından dışarıda yürümek.  Evin içinde küçük voltalar halinde yürüme şansınız varsa yürüye bilirsiniz.

Covit-19 günleri bir an için bir kenara bırakarak şu soruyu sormak istiyorum. En son ne zaman yürüdünüz ve nereye yürüdünüz. Ben en çok sevdiğim ve yaptığım spor yürümek. Hem basit hem uygulanabilir. Yaklaşık 2 saatlik yürüme mesafesi olan here yürüyerek gitmeyi tercih ediyorum. Yürümek sadece fiziksel olarak değil zihinsel olarak çok iyi bir spor olduğunu belirtmeliyim.

Yürümeyi her yaştan her kesimden insan rahatlıkla yapabilir. Einstein çalışmalarında bunaldığını vakitlerde yürüyüş yaptığın biliyor muydunuz? Steve Jobs yürürken toplantı yaptığını? Dediğim gibi yürümek sadece fiziksel olarak değil zihinsel ve ruhsal olarak çok iyi bir spor. Bu kadar yoğun çalışan insanlar işleri bir tarafa bırakıp uzun zaman alan yürüyüşleri boşuna yapmıyordur sanırım.

Yürümek bulunduğunuz şehrin güzelliklerini görmenize yardımcı olur. Bir noktandan diğer noktaya giderken ulaşım hızını ne kadar artarsa güzellikleri o kadar çok kaçırırsınız. Evinizden çıktınız kentinizin en popüler bir mekanına araçla gidiyorsunuz. Peki o mekân ile eviniz arasında kaç tane park, bahçe var biliyor musunuz? İşte bunu bilebilmeniz en iyi yolu oraya yürümektir.

Arabayla giderken etrafınızdaki hemen her şey ağalar, çiçekler, evler, insanlar artık oradan ne varsa ve ne geçiyorsa hızla geçmişe doğru akmaya başlar. Rüzgarı dahi hissedemezsiniz, doğanın kokusunu duyamazsınız, güneşin güzelliklerini kaçırırsınız. Etrafınızda ki her şey silinir gider.

Sorumuzu tekrar hatırlayalım. Bulunduğumuz nokta şimdiki zaman ise gelecek zaman arkamızda mıdır yoksa önümüzde midir? Arabayla giderken çevremizde ki her şey geçmişe doğru kayıyorsa o zaman gelecekten geçmişe mi yolculuk yapıyoruz?  Ya da… Sorunun cevabını düşünmeye devam edelim.

Tabi yürümeye devam ederek. Gelecek bizlere çeşitli sürprizler hazırlıyor. Biz geleceğimizi planlarken her zaman planda olmayan şeyler karşımıza çıkıyor. Covit-19 gibi mesela. Hangimiz 2020 yılını evlerimizden çıkmadan yaşayacağımızı planlamıştı ki. Hiçbirimiz. İşte o yüzden yürümeye devam etmeliyiz. Durduğumuzda durmuş olmuyoruz. Zaman seni daha hızlı sürüklemeye başlıyor. Daha hızlı yaşlanıyorsun. Aynı şekilde hızımızı arttırmaya çalıştığımızda zaman daha çabuk akıyor.  Farkında olmadan daha hızlı zaman geçmeye başlıyor.

Covit 19 nedeni ile dışarı çıkıp gezmeyi bir çoğumuz özlemiştir. Ancak şunu belirtmeliyim ki covit 19 dan önce de büyük bir çoğunluğumuz dışarıda değildi ve yürümüyordu. Covit 19 aslında bize yapmadığımız bir şeyi hatırlattı yani dışarıda yürümeyi. Evinden çıkıp aracına binip işe gidiyor ve akşam olunca da işten çıkıp aracımıza binip evimize gidiyoruz. Ev, araç ve iş yeri. Hep kapalı mekanlar içindeyiz. Bir kapalı mekan içinden diğer kapalı mekan içine gidiyoruz. Hafta sonu gezdiğimizi düşünüyoruz. Ama bu su seferde iş yerimizin yerini kapalı mekanlar olan AVM’ler almıyor mu? Hızlı yaşayıp hızlı ölüyoruz.

Hız felakettir. Bu deyiş sadece trafikte geçerli değildir. Kendi hızımızla da ilgidir. Hafızamızla. Ne kadar hızlanırsak o kadar hızlı unuturuz. Hafıza zaman ve mekânsal farkındalığa bağlıdır diye bir söz duymuştum.

Bu arada yürümeye devam edelim. Durup bir düşünelim. Bakın hafızamızı yoklamak için durma eylemini gerçekleştiriyoruz elimizde olmadan. Ya da kötü bir şey mi oldu hemen hızla uzaklaşma başlarız. O kötü unutmak istercesine. Bazen hayatımızda ki kötü olayları unutmak için hızlıca o mekan ve zaman kaçmaz mıyız?

Anı yoğun bir biçimde yaşamak için yavaşlar, unutmak için hızlanırız.

Dağ başını duman almış Gümüş dere durmaz akar Yürüyelim arkadaşlar. Evet yürüyelim arkadaşlar. Hayatımızı yavaşlatmak için yürüyelim. Bir şeylerin adımı atmak için yürüyelim. 19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a attığı o ilk adımı ne çabuk unuttuk. O adım bizim özgürlüğümüzün ilk adımlarıydı. Kurtuluşa yürüyüşün adımlarıydı. Bugünlere o günkü atılan adımlar vesile olmadı mı? Ama o günlü yürüyüş bitmedi. Bugün o yürüyüşün devam adımlarını atıyor ve atmalıyız da.

Her sene 19 Mayıs da bu kutlu yürüyüşü kutluyoruz. Törenler yapıyor, yine yürüyüşler yapıyoruz. Ama durun bu sene yürüyüş yok. O zaman bu sene durup bir düşünelim. Durum düşündükten sonra yine yürüyelim arkadaşlar. Nereye mi yürüyelim. Teknolojide zirve yapmak için yürüyelim. Bilimde ilerlemek için yürüyelim. Ülkemizi uluslararası platformalar da zirveye çıkarmak için yürüyelim. Yaşadığımız yeri daha iyi bir yer yapmak adına yürüyelim. Büyük hedeflere doğru emin adımlarla yürüyelim. Şanlı bayrağımızı kıyamete kadar dalgalandırma için yürüyelim. Devletimiz, milletimiz için yürüyelim.

Peki nasıl yürüyelim?

Güney ve kuzey kutbuna yürüyerek giden Erling Kagge’ye sormuşlar. Buralara nasıl yürüdün diye. Cevabı hem çok ilginç hem de çok basit. Zaten biraz basit olmak lazım değil mi? Basit olmak neyse o soruya başka bir zaman cevap verelim. Şimdi Erling Kagge’nin cevabını dinleyip sonra üzerinde durup düşündükten sonra tekrar yürümeye devam edelim.

Erling Kagge diyor ki ; önce bir ayağımı uzattım sonra diğerini. Bunu yeterince tekrarlarsanız kutba kadar gidebiliyorsunuz.

Hangi yaşta, nerede ne şartta olursak olalım yürümeye devam edelim. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.

Share on facebook
Share on Facebook
Share on twitter
Share on Twitter
Share on pinterest
Share on Pinterest
Share on whatsapp
Share on WhatsApp

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment