Topuk Yaylası
19 Mayıs 2013 Pazar

Topuk Yaylasına iki teker üzerinde yolculuk.

Düzce Kaynaşlı ilçesinde bulunan topuk yaylasına ilk motor turu ve ilk kamp alanı. iki gün bir gece muhteşem bir hafta sonu tatili.

Düzce Kaynaşlı ilçesinde bulunan topuk yaylasına ilk motor turu ve ilk kamp alanı. iki gün bir gece muhteşem bir hafta sonu tatili.

Topuk yaylasına Ankara’dan gitmek isterseniz İstanbul otobanına girdikten sonra Kaynaşlı’dan çıkmanız yeterli olacaktır. En kısa yolda bu otobandan gitmek olacaktır. Ancak böyle yaparsınız arda pek çok yeri kaçırmış olursunuz. Bu yolculuğumuzu kardeşim Özgür Kuru ile motosikletle Beypazarı üzerinden yaptık. Evet yolu biraz uzattık ama çok yeri gezme görme şansımız oldum Amacımızda gezmekti zaten.

Beypazarı merkeze gitmeden İnözü vadisine doğru devam ettik. Kıbrıscık – Karaşar ayrımında durum 10 dakika fotoğraf molası verdikten sonra Kıbrıscık istikametine doğru hareket ettik. Göllerden, köylerden, yaylardan geçerek yolumuza devam ettik. Bu yollar otoban gibi güvenli olmadığı için yolunuza ne çıkacağını tam olarak kestiremiyorsunuz. Bir bakıyorsunuz koyun, keçi sürüsü karşınıza çıkıyor bir bakıyorsunuz inek sürüsü. Motosiklet ile bunlarında yanında geçerken daha bir keyifli oluyor. Hem doğanın konusunu alıyorsunuz hem de doğaya dokunabiliyorsunuz. Tabi bazen birkaç köpek de karşınıza çıkıyor. Bu köpekler motosikletlere ayar oluyorlar. Dikkat etmek gerekiyor.

Bir köyde geçerken köy kahvesine uğrayıp köylünün halini hatırını sormak köylülerin ilgisini çekiyor ve misafirperverliklerini göstererek sizlere çay ikram ediyorlar. Motosiklet ile gezmenin en büyük avantajı. İstediğiniz gibi gezip istediğiniz yerde durabiliyorsunuz. Diyeceksiniz araba ile yapabilirsiniz. Araba gibi kapalı kabinlerde seyahat ettiğiniz zaman dışarıya bağlantınız kopuyor ve istemeden de bazı yerleri es geçebiliyorsunuz. Alışkanlıktan mıdır nedir sürekli bir dinlenme tesisi arıyor gözleriniz. Halbuki motosiklet ile size her yer dinleme tesisi.

Kaynaşlı’ya geldikten sonra orada bizi buluşacağımız başka bir motosiklet gurubu bizi karşıladı ve onlarla birlikte topuk yaylasına motorlarımızla adeta topukladık diyebiliriz. Oraya varmadan önce Çamlıpınar Göletine uğramayı ihmal etmedik. Çamlıpınar göleti kamp, tranking, bisiklet, foto safari yapabileceğini muhteşem bir mesire alanıdır. Burada biraz gezip oyalandıktan sonra kamp yapacağımız topuk yaylasına doğru gittik. Yolar topuk yaylasına doğru kıvrıla kıvrıla hareket ediyor. Yolar bir yere kadar asfalt birde yerden sonra stabilize yol. Topuk yaylası göleti çamlarıyla birlikte bize muhteşem bir karşılama yapıyor.

Konaklayacağımız yani çadır kuracağımız yer göl kenarında Fenerbahçe tesislerinin yemen yanı başında ki kamp alanı. Bizden başka kimseler yok çünkü 18 Mayıs gününde sezonun kapalı olduğu ama havanın elverişli olduğu günlerdeyiz.

Göl kenarında hava kararmadan önce çadırlarımızı kuruyor, sonra doğanın sesini dinlemeye başlıyoruz. Rüzgarın sesi hiçbir ayrıntıyı gizleyemiyor. Ördeklerin sesleri, göle akan küçük derenin sesi insana huzur veriyor. Bir de yaşlı ama bir o kadar da tecrübeli çoban köpeği misafirimiz oluyor. Misafire tabak ikram etmeden olmaz. Verdiğimiz ikramları kabul ettikten sonra artık bizim ekibin bir parçası olmuştu. Sabaha kadar bizim çadırın yanında bizi bekledi ve çevredeki yabanilere karşı korudu.

Akşam yemeklerimizi yedikten sonra da çadırlarımıza dinlenmeye ve uyumaya geçtik. Çadır; doğaya ile aranızda sadece bir tenteden ibaret. Gece boyunca doğanın kokusunu ve sesini rahatlıkla duyabiliyor ve hissedebiliyorsunuz. Güzel bir gecenin ardından dinç bir şekilde yeni güne merhaba diyoruz. Motor ekibiyle birlikte Kaynaşlı’da bir kahvaltı yaptıktan sonra 19 Mayıs nedeniyle Kaynaşlı Anadolu Lisesindeki törenlere katıldık ve bir motor geçidi yaptıktan sonra motor ekibi ile ayrılıp Ankara yoluna düşüyoruz.

Tabi hemen Ankara yoluna düşmek olmaz. Daha vakit var. O yüzden geri dönüşü de gezerek tamamlamak en iyisi olacak.

Önce Abant Gölüne uğruyor burada biraz fotoğraf molası verdikten sonra harita yakınlarda ki sülüklü gölü görünce biraz yolumuzu uzatmak pahasına rotamızı o tarafa doğru çeviriyoruz. Sülüklü göl adete saklı bir cennet gibi. Ihlamur kokuları arasında stabilize yollardan geçtikten sonra ulaşıyorsunuz. Bolu ve çevresi harika doğa manzaralarıyla çevrili.

Bu ıssız sayılabilecek yerde iki emekli öğretmen bizi çay içmeye davet etti. Çevreye biraz göz attıktan sonra davetlerine icap ettik. Bizde yanımızda bulunan yiyeceklerden ikram ettik. Bize buranın biraz hikayesinden bahsetti. Göl yaklaşık 300 yıl önce oluşan bir heyelan sonucu oluştuğu belirtti. Sülük göl efsanesinden de bahsettiler ama başka bir yazıda kaleme alacağım.

Buradan sonra artık Ankara yoluna düşme vakti geldi. Beypazarı, Kıbrıscık istikametinden geldiğimiz yolculuğumuzu Nallıhan üzerinden Ankara’ya girerek tamamlıyoruz.

Share on facebook
Share on Facebook
Share on twitter
Share on Twitter
Share on pinterest
Share on Pinterest
Share on whatsapp
Share on WhatsApp

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment