Korku

04 Şubat 2020 & Salı

Korku; cezadan berbattır, çünkü ceza bellidir.

Suçlu suçunu itiraf etmediği sürece korku ile baş başa kalıp daha büyük bir vicdan azabı çeker.

Fotoğraf: Ercan KURU
Mutlu, avukat bir koca ve bir kız ve bir erkek iki tane tane muhteşem çocuklara sahip evli bir kadın. Hayatının sıkıcı bir dönemimde kocasını bir piyanist ile aldatmış ve bu ihaneti ortaya çıkmıştır. Kendisine sürekli şantaj yapan bir kadın. İrene artık; kocasından bu durumu saklamak için geçirdiği korku dolu günlerin öyküsü.
Bu öyküde İrene kocasının aldattığı için duyduğu korku ve iç bunalımı okurken aynı zaman da kocasının bu aldatma karşısında gösterdiği davranışı ve affedişini göreceksiniz. Daha doğrusu; Avukat olan Fritz; eşi İrene’yi affetmenin ötesinde girdiğini yanlış yoldan çıkartışının ve hayatına geri döndürmenin öyküsü.

Stefan Zweig; bu kısa öyküde korkunun cezadan ne kadar daha ağır olduğunu öykünün şu bölümde çok iyi anlatmış.

Korku, cezadan daha berbattır, çünkü ceza bellidir, ağır veya hudutsuzluğun yanında hiç kalır. Cezasının ne olduğunu anlayınca kızın içi rahatladı. Ağlaması seni şaşırtmasın. Göz yaşları şimdi dışarıya akıyor. Daha önce içeride biriktirip kalmıştı. İçerideki göz yaşları dışarı akandan daha fenadır.

Kitabın kanımca ana fikri bu satırlarda gizli. Suçlu suçunu itiraf etmediği sürece korku ile baş başa kalıp daha büyük bir vicdan azabı çekebilir. Böylece yaptığının farkına varıp gerçek pişmanlık duyacaktır. Bu pişmanlıktan sonra gelen itiraf sonunda büyük iç boşalması ve rahatlama gelecektir. Yazar satırlarına şöyle devam ediyor.

Bu cidden böyledir bana inanabilirsin. Ben bunu mahkemelerden tahkikatlardan biliyorum. Sanıklar en çok hakikati gizlemelerinden mustariptirler. Suçun anlaşılması tehlikesinden bir yalanı ufak tefek ve gizli yüzlerce hücuma karşı müdafaa etmek zorunda kalmanın dehşet verici baskından mustaripler. Sanığın kıvranışlarını görmek tüyler ürpertir. Çünkü ikrarını, itirafını, dayatan etten sanki bir kanca ile çekip koparmak lazımdır. Bazen bu itiraf sanığın hemen gırtlağındadır; içten doğru dayanılmaz bir tazyik yukarıya yüklenir, adamlar boğulur gibi olurlar itiraf etmek üzeredirler. O anda habis bir kuvvetin o akıl ermez inat ve korku duygunuzun esiri olur ve itirafı gerisin geri yutarlar ve mücadele yeninden başlar. Hakimler çok kere bu iş de kurbanlardan daha çok mustariptirler. Üstelik sanılar, hakimlere daima düşman gözüyle bakarlar, hakikatte ise hâkim sanığın yardımcısıdır. Avukatları müdafileri sıfatlıya benim müvekkillerimi itiraftan menetmem yalanlarını pekiştirip kuvvetlendirmem gerekir değil mi? Ama içimde çok vakit cesaret edemem buna, çünkü onlar itiraf etmedikleri taktirde itiraf ettikleri, ceza aldıkları zamankinden daha çok ıstırap çekeceklerdir. Ben hala anlamıyorum insan tehlikesini bile bile bir suç işledikten sonra onu itiraf cesaretini nasıl gösteremez. İtiraf karşısındaki bu küçük korkuyu ben her suçtan daha sefil buluyorum

Kitapta işlenen suç ihanet. İşlenen bu suçun karşısında ceza yerine korkuyu İrene’ye ince ince işliyor. İhanetin ortaya çıkma korkusu İrene’ye çok ağır günler yaşatmasına rağmen, yaşadığı hayatın değeri anlamasına ve gerçek bir pişmanlık duymasına vesile oluyor. Hatta yaptığını bu ihanet karşısında ki cezayı kendi belirliyor.

Bu öyküden alacağımız başka bir ders; herkesin her koşulda ihanet edebileceği ve bu ihanet karşısında suçlamak yerine onu kazanmanın yollarını aramak gerektiğidir. İhanet karşısında insanı suçlamak ve cezalandırmak kolay bir yol. Asıl yapılması gereken onu girdiği bu yoldan geri çevirmek ve onu geri kazanmaktır. Bu asil ve büyük bir davranış olacaktır.

Bir çok yönden ders alınabilecek bu kısa öyküyü tavsiye ederim.

Share on facebook
Share on Facebook
Share on twitter
Share on Twitter
Share on pinterest
Share on Pinterest
Share on whatsapp
Share on WhatsApp

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment