Olağanüstü Bir Gün

05 Mayıs 2020 Salı

Bugün benim için olağanüstü bir gündü

Kışı geride bırakıp bahara merhaba dediğimiz günlerdeyiz. Bugün günlerden Perşembe. Ev tek başıma oturmuş bazı notlar aldıktan sonra dışarıya çıkmaya karar verdiğimde saat 9:45’di

Kışı geride bırakıp bahara merhaba dediğimiz günlerdeyiz. Bugün günlerden Perşembe. Ev tek başıma oturmuş bazı notlar aldıktan sonra dışarıya çıkmaya karar verdiğimde saat 09:45’di. Bugün neden bilmiyorum henüz kahvaltı yapmamıştım. Halbuki; kahvaltıma son derece özen gösteren biriyim. Bugün kahvaltı yapmamıştım. Benim için olağanüstü bir günün başlangıcı olabilirdi.

Fotoğraf makinemi alıp, mahalle pazarını dolaşmaya karar verdim. Kahvaltı yapmamanın vermiş olduğu açlık ile gözüme ilk çarpan yaşlı bir amcanın; sanıyorum hanımın yapmış olduğu birbirinden lezzetli görünen pastaları, kekleri, sandviçleri oldu. Önce yaşlı adamı biraz süzmek geldi içimden.  Uzaktan on dakika kadar izledim. Çaresiz bir hali vardır. Yaptığı işi iş olarak değil de mecburiyetten yaptığı o kadar belliydi ki. Yoksa bu yaşta bir insan hanımın yapmış olduğu o yemekleri evde yemek varken burada satmazdı. Hanımın yapmış olduğu söylüyorum. Çünkü hiç de pastahane işine benzemiyordu. Uzaktan adamı bir süre süzdükten sonra yanına yaklaştım. Pastaları, börekli hanımı ve kızı birlikte hazırlamışlar. Yaşlı adam da ihtiyaçtan burada satmaya çalışıyordu. Karnımda acıkmıştı. Biraz kek bir adet sandviç aldım. Yaşlı adama parayı uzattım. Para üstüne ayarlamaya çalışırken hızlıca oradan ayrıldım. Neden bunu yaptığımı o an bende bilmiyorum. İçimden yapmak geldi ve yaptım. Dedim ya olağanüstü bir gündü benim için.

Mahalle pazarı renkli ve cıvıl cıvıldı bugün. Baharın geldiği o kadar belliydi ki. Güzel fotoğraf kareleri çıkarıyordum. Pazara uçan baloncu bile gelmişti. En son ilk okul sıralarındayken görmüştüm uçan balonları. Şimdiler bunun gibi şeyleri parti malzemesi satan dükkanlardan ancak bulabiliyorsunuz. Sokaklar bulmak neredeyse imkansız gibi bir şey. 70 kadar balon vardı. Baloncu ile biraz sohbet ettim. Birkaç fotoğrafını çektim. Balon almaya gelen çocukların fotoğrafını çektim. Baloncuya çocuklardan para almamasını söyledim. O da öyle yaptı. 30 tane kadar balonu çocuklara dağıttıktan sonra geriye kalan bütün balonların hepsini de satın aldım. Hepsini gökyüzüne bıraktım. Küçükken hep merak ederdim havaya giden balonların akıbetini. Balonların özgürleşmesiyle Pazar yeri daha bir şenlenmişti. Olağanüstü günüm çok daha eğlenceli bir hal almıştı.

Pazarda üç dört saat vakit geçirdim. Pazarda kıyıda köşede kalmış ve bir şeyler satmaya çalışan yaşlı amca ve teyzelerden ihtiyacım olmamasına rağmen bir şeyler satın aldım. Küçük bir kız çocuğu yanıma yaklaşarak tişörtüme asıldı. Dikkatimi çekmek için. Benden kıvırcık almamı istedi. Çocuğun haline bakılırsa öyle hiç dilenciye benzer bir hali yoktu. Hatta iyi bir hali vakti yerinde olana bir ailenin kızı olması muhtemeldi. Ne yapacağını sordum. Bana annesine götüreceğini söyledi. Küçük bir kız çocuğunun annesine kıvırcık götürme isteğini kırmadım. Tezgahtan istediği kadar kıvırcığı alabileceğini söyledim. İçlerinden bir tanesini seçti ve bana teşekkür etti.  Teşekkür ederken mutluluktan gözleri öyle parlamıştı ki. Bir çocuğun gözlerinde ki mutluluk ışıltısını görmenin bedeli ne olabilir ki. Bir kıvırcık mı? Mutluluk bu kadar basit miydi? Bir kıvırcıkla bir insan nasıl mutlu olabilir onu görmüştüm kızın gözlerinden. Belki bir insan bir kıvırcıkla mutlu olmaz ama bir çocuk bir kıvırcıkla mutlu olabiliyor. Bazen büyümesek mi? En azıdan ruhen büyümemek lazım.

Civarda okul çok olduğundan okul çağına giden çocukların sayısı bir hayli artmıştı. En yakın kırtasiye giderek kitap, defter, kalem, silgi aldım. Bir köşede durup bekledim. Önümden geçen bütün çocuklara aldıklarımdan hediye ettim. Hem onları mutlu ettim hem de bundan ben mutlu oldum. Hepsi aldıkları hediyelerden ötürü çok mutlulardı. İnsanlara mutluluk dağıtmak böyle bir şey olsa gerek.

Bugün benim için olağan üstü bir gündü. Bugüne kadar yaptığım alışverişlerden mutluluk duydum. Ama bu mutluluk sadece alışveriş yaptığım sırada oluyordu. Aldıklarımı eve getirdiğimde aynı mutluluğu ve hazzı duymuyordum. Sırf bu yüzden evim kullanmadığım eşyalarla dolmuştu zamanla. Oysa bugün her zamankinden daha fazla para harcamış ve eve tek bir şey dahi götürmemiştim. Aldıklarımın hepsini dağıttım çevremdekilere. Bunun verdiğini mutluluk günlerce sürmüştü. Bu olağanüstü günden sonra bu tür davranışlarım benim için olağan bir durum haline geldi ve her hafta bu pazara mutlaka gider oldum.

Share on facebook
Share on Facebook
Share on twitter
Share on Twitter
Share on pinterest
Share on Pinterest
Share on whatsapp
Share on WhatsApp

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment