Köy Yaşamı

01 Eylül 2020 Salı

Köy ve kır hayatına özlem duyarız. Peki kimler buna nail oluyor?

Yemyeşil ağaçlar, püfür püfür esen rüzgar, rengarenk çiçekler, buz gibi temiz su, bol oksijen, çeşit çeşit meyve ve sebze, müstakil içi sobalı bir ev. Bütün bunlar kır yaşamının sevdiğimiz yönleri.

Hepimiz köy ve kır hayatına özlem duyarız. Kapitalizm sistemi bu özlemimizi kullanarak bize başından ya da sonun köy olan ürünler sunar. Köy kahvaltısı, kır düğünü, tatil köyü gibi. Hafta sonları ormana dinlenmeye gideriz. İnsan kendi şehirde ama aklı ruhu hep köy yaşamındadır.

Köy yaşamı doğayla iç içe yaşadığımız en güzel ortamlardır. Huzur ve dinginlik verir. Hayvanlarla dertleşir, ağaçlarla konuşursunuz. Tertemiz suyunda içer, toprağında yetiştirdiniz meyve ve sebzeleri yersiniz. Geceleri ıssız bir sessizlik vardır.Yıldızlar daha çok ve daha parlaktır. Erken yatarsınız sabahın erken saatlerinde kuş cıvıltısıyla uyanırsınız. Horozun öterek sabahın geldiğini haber verir. Kediler sizden yemek istemek için kapınızda miyavlar. Stres ve kargaşadan uzak kalırsınız.

Zamanla yarış söz konusu değildir. Zamanla yaşarsınız, zamanla yaşlanırsınız. Dijital saatinize değil, biyolojik saatinize göre hareket edersiniz. Acıktığınızda yemek yer, uykunuz geldiğinde uyanır ve sabah olunca kalkarsınız. İşlerin belli zamanı vardır. O zaman göre işlerini yaparsınız.O yüzden burada zaman yönetimi diye bir durum söz konusu değil. Dediğim gibi burada zamanla yaşarsınız.

Köy kahvaltısı diye bir kavram aslında buralarda yok. Kapitalizm sistemin bizlere sunduğu bir çeşit satış pazarlama tekniği. Köyde kahvaltı yapıyorsunuz elbette. Burada kahvaltıda ne yediğiniz bir önemi yok. Nasıl ve nerede yediğiniz önemi var. Ormanın koynunda, dağdan gelen soğuk suyla demlersiniz çayınızı. Salatalığınızı, domatesinizi topraktan koparsınız. Yumurtanız az ilerideki kümesten alırsınız. Sütünüz kendiniz sağarsınız. Huzurla ve keyifle bir kahvaltı yaparsınız.

Dinlenmek ve bol oksijen almak için şehir dışında gitmenize gerek yoktur. Yapmanız gereken pencerenizi açmanız ve derin bir nefes çekmeniz hepsi bu kadar. Ağacın gölgesinde yapılacak şeyler bir hayli fazla. Ağaçlar da epey fazla. Sayısız ağaç mevcut. Hangisinin gölgesinde ne yapmak isterseniz. Artık keyfinize kalmış. Geceleri açık havalarda yıldızları görebilirsiniz. Gündüzleri masmavi gökyüzüne bakarak huzur ve sağlık bulabilirsiniz.

Köy yaşamının da büyün bunların bir bedeli var. Şehirde yaşamak içinde bir bedel ödüyoruz nihayetinde. Bedeli ödeyen bu güzelliklere vakıf olur. Burada hemen hemen her şeyi kendiniz yapabiliyor olmasınız. Tarlanızı, bahçenizi ekip biçmeyi öğrenmelisiniz. Börtü böcekle mücadele etmelisiniz. Her şeyden önce doğayı yok etmeden onunla yaşamayı öğrenmelisiniz. Tarlamızdaki mahsulü yabani hayvanlar yediğinden onlara kızmamalısınız.  Sonuçta yaşadığınız köyleri bu hayvanlarla paylaşıyor olmalısınız. Eviniz her türlü tamiratını kendiniz yapabiliyor olmalısınız. Epey bir zorluk olduğunu söyleyebilirim. Ancak dedelerimiz kendi dönemlerinden ki anlattıkları zorlukların hemen hemen neredeyse hiç biri yok. Teknolojik imkanlar o döneme göre daha fazla. Bu da köy hayatını biraz daha kolaylaştırıyor.

İnternet gibi bir aracın olması bilgiye uluşmamızda bize büyük kolaylık sağlıyor. Telefon ise eskiden bir evde varken şimdi ise herkesin cebinde mevcut. Aracınız ile istediğiniz anda istediğiniz yere kolaylıkla gidebiliyorsunuz. Sağlık hizmeti belki bizzat köylerin içinde yok ama zaten sağlıklı bir yaşam sürdüğünüz için pek sağlık problemi yaşayacağınızı zannetmiyorum. Yine de acil durumlar da ambulans hizmeti kısa sürede ayağınıza gelebiliyor. Eğitim konusunda köylerde insan sayısı azladığını için okul yok. Okul için en yakın şehirde ki okuldan faydalanmanız gerekiyor. Ancak eğitim sadece okulda olmuyor. Köy yaşamında hem kendiniz hem çocuğunuzu çok rahatlıkla eğitebilirsiniz. Tabi bu okula gitmeyecekleri anlamına gelmiyor. Çocuklarımız okul dışında bir çok becerileri köy yaşamında elde edebiliyorlar. Sokakta daha rahat oyun oynayabiliyorlar. Doğayla içe içe yaşayıp doğanın değerini ve onu nasıl koruması gerektiğini öğrenebiliyorlar. Domatesin nerede yetiştiğini sütün nasıl elde edildiğini kitaplardan değil bizzat görerek ve yaşayıp görebiliyorlar. Domatesin ağaçta yetiştiğini düşünen çocuklar olduğunu gördüğümüzde bunun ne demek olduğunu daha iyi anlıyoruz.

Kısaca köy hayatı insanın kendine döndüğü ve zamanla birlikte yaşamayı öğrendiği, emeğin değeri ve kıymetini aldığını huzurlu ortamlardır. Maalesef günümüzde köylerimiz artık sadece emeklilerin kaldığı ve yaşadığı büyük bir huzur evine dönmüş durumda. Evet buralarda huzur olduğu doğru. Bu huzuru sadece bedel ödeyenler tadacaktır.

Share on facebook
Share on Facebook
Share on twitter
Share on Twitter
Share on pinterest
Share on Pinterest
Share on whatsapp
Share on WhatsApp

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment