Kestane

14 Nisan 2020 Salı

Kestane ağacını ineklere benzetiyorum...

Bol yağış alan Karadeniz’de kestane ağacının önemi de çok büyük. Çünkü yüksek neme dayanıklı malzemelere ihtiyaç duyuyorsunuz.

Kestaneden yapılma bir evinde içindeyim. Kuzine sobamı geçen sene yaşlı bir kestane ağacından elde ettiğim odunlarla yaktım. Kestane mevsimi de gelmiş. Şimdi bu sobanın üzerinde kestane pişirmeden olmaz. Pişen kestaneleri yemek kestaneden yapılma masanın üzerine koyarken, aklıma kestaneyi kestane balı ile yemek geliyor.

Ekim ayını memleketimde ilk defa geçiyorum. Bu mevsimi de görmek nasip oldu. Sürekli yazları memlekete gidince insan diğer ayların da güzelliğini görmek istiyor. Bu aylar kestanenin de bol olduğu aylar. Yukarı bol kestaneli kurduğum cümleyi de kestane yerken kaleme almıştım.

Bol yağış alan Karadeniz’de kestane ağacının önemi de çok büyük. Çünkü yüksek neme dayanıklı malzemelere ihtiyaç duyuyorsunuz. O yüzden eski ahşap evlerin büyük bir bölümü kestane ağacından yapılma. Yüz yıldan daha fazla ayakta kalan ahşap evlere rastlamanız mümkün. Kereste için makul bir ağaç.

Yaz mevsiminde açan kestane çiçeklerin polenleri, Kafkas arıları tarafından toplanıp işlenerek kestane balını bizler için üretiyorlar. Her doğal bal olduğu gibi kestane balının da kendine özgü faydaları vardır. En dikkat çekici özelliği ise kestane balının tadı. Bal deyine herkesin aklına gelen tat tatlı olmasıdır. Ancak kestane balı bilenin aksine boğazı yakan bir acılığı vardır. Tabi müptelası diğer balları pek yiyemez zira çok tatlı gelecektir. Daha önce yemediyseniz tatmanızı tavsiye ederim. Fazla yemeye dikkat edin. Zira alışkın değilseniz balın sizi tutması muhtemeldir.

Eylül, ekim aylarında kestane çiçeklerini artık kestanenin kendisine bırakır. Kalın ve dikenliği bir kabuğun içinde 3-4 tane kestane bulunmaktadır. Dikeni oldukça serttir ve çıplak elle dokunmanız neredeyse imkansızdır. Bu kabuk kestanelerin olgunlaşmasıyla bir kısmı yarıyor ve kestanelerin dışarıya çıkması için bir alan oluşturuyor. Olgunlaşan kestanelerde kabuğu ile beraber yer düşüyor ve bizde toplamak kalıyor.

Eskiden dedelerimiz sonbaharda dökülen yaprakları toplar ve biriktirirdi. Biriktirdikleri bu yaprakları ahırda ineklerin altında sererdi. İnekler dışkılarını bu yaprakların üzerine bırakırdı. İnek dışkıları yapraklarla birlikte gübre olurdu.  Elde edilen bu gübreleri bahçe ve tarlara doğal gübre olarak kullanırlardı. Anlayacağınız kestane ağacı doğal gübre yapımına da katkıda bulunurlardı.

İnek Gibi Ağaç

Ben bu ağacı biraz da ineklere benziyorum. Bir ineğin etinden, sütünden, derisinden nasıl faydalanıyorsak aynı şekilde kestane ağacında gövdesinden, yaprağından, meyvesinden ve çiçeğinden faydalanabiliyoruz. Her yöreye özgü bu tür ağaçlar mevcut.

Ağaç dikerken ekonomiye katkı sağlayabilecek bu tür ağaçların dikilmesinden yanayım. Ama maalesef ormanlarımız bu tür ağaçlardan çok çam gibi kolayca yanabilen ve pek fazla ekonomik getirisi olmayan ağaçları tercih ediyoruz. Halbuki; ormanlarımıza kestane gibi birçok yönünden faydalanabileceğimiz ağaçlar dikilse daha güzel ve etkili olmaz mı? Hem bizler faydalandığımız gibi hem de orman içinde yaşayan canlılarda faydalanacaktır. Bu tür ağalar biraz daha bakım istediği için iş gücüne de katkı sağlamış olacak. Çam gibi kolay yanmadığını için orman yangınlarının da büyük bir ölçüde önüne geçilmiş olacağız.

Share on facebook
Share on Facebook
Share on twitter
Share on Twitter
Share on pinterest
Share on Pinterest
Share on whatsapp
Share on WhatsApp

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment