Kapadokya

15 Temmuz 2012 Pazar

Oyma sonucu yapılan doğal yapılar ve eserler

Yerde ve yerin altında birçok esere sahip ve yüzyıllardır aşınmasıyla ilgisini her daim üzerinde hissettiren yerin adı Kapadokya

Balonla yoluculuk adlı yazımda Ürgüp üzerinde uçan balonları ve hikayelerinden bahsetmiştim. Kapadokya öyle bir şehir ki, üstünde ve altında turistleri çeken birçok faktörü barındırıyor. Balonla Kapadokya’yı gezebilirsiniz, ama her şeyini göremezsiniz. Kapadokya’yı iyi bir şekilde anlamak gerekiyor. Yani Kapadokya sadece balonlarıyla değil yer üstü ve yer altı şehir ve köyleriyle de ünlü bir yerleşim yeri. O yüzden bu bölgeye birden çok gelmek için o kadar çok neden var ki? Her seferinizde farklı bir yerini, yanını ve özelliğini keşfedebilirsiniz. Yazılanlar, çizilenler Kapadokya için yetersiz kalıyor. Gezmek, görmek ve belgelemek gerekiyor.

Bu bölge Nevşehir, Aksaray, Kayseri, Niğde ve Kırşehir’i dahi içine kapsayan büyüklükte bir alana yayılmış durumda. Bazı verilere göre bu bölge antik çağda bu bölgenin İskenderun, Samsun, Ankara, Gürcistan’a kadar uzandığı rivayet edilir.

Bu bölgenin çevresini incelediğimizde ise birçok yanardağın olduğun göreceksiniz. Erciyes, Melendiz, Hasan dağı bunlardan bazıları. Bu volkanik dağlar 20 milyon öncesine kadar aktif yanardağlar. Bu volkanların püskürttüğü lav, kül ve tozlar bu bölgeyi kapladı. Sürekli patlamalar bunların üst üste yığılmasını sağladı. Zaman içinde yağan yağmurlar bu bölgeyi sertleştirdi. Sel suları ve rüzgarlar da sertleşen bu kayaları aşındırarak günümüze kadar geldi. Günümüzde kadar gelen aşınmanın sonucu bugünkü şeklini almıştır. Bu aşınmalar sonucu çok farklı peri bacalarını görmek mümkündür. Aşınma günümüzde de devam etmektedir.

Aşınma sadece doğal yollarla değil insanlar tarafından da gerçekleştirilmiştir. İnsanlar yüzyıllar boyunca kayaları oyarak kendilerine barınak yapmıştır. İlk gelen insanlar önce doğal mağaraları sığınak olarak kullanmış zaman içinde içeriye doğru genişletmiştir. Orta Hisar, Üç Hisar kaleleri gibi 10 katlı gibi çok katmanlı yerleşim yerleri de oyularak inşa etmişlerdir. Günümüz apartman sistemi o yıllarda da yapıldığını söylemek mümkün.  Tamamen oyularak yapıların arasında sadece barınma için evler değil, dini yapılarda görmek mümkün. İnsanın yerleşim yeri oluşturma sırasında mutlaka yapılan yapılardan biri de dini mekanlar olmuştur. O yüzden dini mekanlar bölge ile bize çok aydınlatıcı bilgiler vermektedir.

Bölge yer üstü şehirleri kadar yer altı şehirleriyle de ünlü bir yerleşim merkezidir. Yer altı şehirlerinin temel amacı barınmak değil güvenlik amacını taşıyor. Bu yer altı şehirleri önceleri Romalıların baskısından kaçan insanlar tarafından daha sonralarda Arap akınlarından korunmak isteyen Hristiyanlar tarafından kullanılmıştır. Bu yer şehirleri zamanla oyularak odalara, koridorlar, geçitler oyulmuş. Zamanla büyük yer altı şehirleri meydana gelmiştir.

Koca bir bölge oyma yöntemi kullanılarak şehirler oluşturulmuş. Bu oyma yöntemi günümüzde de devam sürdürülmüş ve ziyaretçilerin kalabileceği oteller inşa edilmiştir. Turistler bu oyma otellerde kalarak belki de tarihteki inşaların yaşadıklarını bir nebze olsun hissedebiliyorlar. Oyularak yapılan bu yerlerin en önemli özelliği kışın sıcak, yazın serin olmasıdır.

O zamanın insanları sadece kendileri değil kuşları da düşünmüşler ve onların barınması için güvercinlikle inşa etmiştir. Güvercinlikler sadece oyma yöntemi değil kesme taş yöntemi de kullanarak güvercinlikle inşa etmişlerdir. Buralarda kuşlar sadece barınmıyor aynı zaman da kendileri için tehdit olan avcılardan (tilki gibi) da korunması sağlanmış.  Güvercinliklerin girişi doğal birtakım malzemeler ile kaplanarak kaygan hale getirilmiş ve avcıların içeri girmeleri zorlaştırılmıştır. Bu yapılar bize gösteriyor ki; insan ve hayvanlar sürekli iç içe yaşamış ve insanlar sürekli onlar için barınaklar yapmıştır. Günümüzde de kedi, köpek ve güvercinler halen her yerde biz insanlarla yaşamaya devam ediyor.

Bu bölge ile yazdığım ikinci yazınında sonuna geldik. Aslında burayla yazılacak daha çok şey olduğunu ve gelecek zamanlarda yazmadıklarım hakkında konuşmaya devam edeceğiz.

Share on facebook
Share on Facebook
Share on twitter
Share on Twitter
Share on pinterest
Share on Pinterest
Share on whatsapp
Share on WhatsApp

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment