İyilik

03 Mart 2020 & Salı

Bir hırsızın iyiliğe giden yolda ki macerası...

İşlemiş olduğu hırsızlık suçundan ötürü on dokuz yıl ceza almıştı. Aslın cezası dört yıldı. Firar girişimlerinden ötürü cezası on dokuz 19 yıla kadar çıkmıştı.

İşlemiş olduğu hırsızlık suçundan ötürü on dokuz yıl ceza almıştı. Aslın cezası dört yıldı. Firar girişimlerinden ötürü cezası on dokuz 19 yıla kadar çıkmıştı. Cezası tamamlanınca serbest kaldı. Elinde ki kağıtla serbest bir şekilde dolaşabiliyordu. Kâğıtta aynen şunlar yazıyor:

“On dokuz yıl hapishanede yatmıştır. Nedeni zor kullanarak hırsızlık yapmak. Cezasını çekerken firar girişimlerinde bulunmuş, Cezası on dokuz yıla kadar uzamıştır. Çok tehlikeli biridir.”

Çok yol gitti, kendisine yardım edecek bir yer ve birilerini arıyordu. Ancak elinde o kâğıt olduğu sürece kimse ona iş vermiyor, yardım elini uzatmıyordu. Bütün çareler tükendiği bir anda bir kadın ona bir piskopos dan bahsetti. Yardım etse etse o yardım ederdi. Piskoposun evinin yoluna düştü son umut olarak.

Piskoposun evinin kapısına geldi ve kapıyı çaldı. Kapıyı açan evin kâhyasıydı. Elindeki kâğıdı görünce eve almak istemedi. Ama yine de durumu piskoposa durumu iletti. Kâhyaya sofraya gümüş takımlardan çıkarmasını söyledi. Kâhya durumu tekrar piskoposa anlatınca yemekten sonra misafir odasını da hazırlarsın dedi. Piskopos mahkûmu evinde misafir etmeyi düşünüyordu.

Piskopos ve mahkûm sıcak şöminenin karşısında sıcak bir akşam yemeği yediler. Günlerden beri aç kalan mahkûm yemeği hızlı bir şekilde yedi ve bir güzel karnını doyurdu. Yıllardan sonra böylesine bir sofra görmemişti.

Piskopos yemekten sonra mahkûmu dinlenmesi için odasına gönderdi. Odasına gittiğinde yumuşak bir yatak onu bekliyordu. Ancak o kadar yorgundu ki yatağın keyfini sürmeyi bile düşünmeden direk kendini yatağa attı ve derin bir uykuya daldı.

Gecenin bir yarsında uyandı. Onu uykusundan eden, yatağın rahatlığı olmuştu. Mahkûm olduğu uzun yıllar içinde bu kadar rahat bir yatak görmemişti. Gözünü tavana dikti karanlığa bir süre boş boş baktı. Uyumaya çalıştır. Zihninde eski anılar canlanıyor, düşünceler onu kendinden alıyordu. Bir süre sonra yemekte kullandığı gümüş tabaklar ve kaşık takımları geliyordu. Kim bilir bunlar kaç para ederdi?

Gecenin karanlığının ve sessizliğini vermiş olduğu cesaretle gümüş takımların olduğu odaya gitti. Yemek yerken hepsinin yerini görmüştü. Kimseye sesini duyurmadan onları alabilir ve kaçabilirdi. Bunu yapmak ve yapmamak arasında gidip geldi. Bugüne kadar kendisine yapılanları bir an düşündü. Alabildiğince gümüşleri aldı ve ardına bakmadan kaçtı.

Sabah güneş doğunca, kâhya gümüşlerin yerinden olmadığını fark etti. Sonra mahkûm kaldığı odaya gitti. Adam da çok dan gitmişti. Durumu hemen piskopos haber verdi. Birde onu evine aldığın için piskoposu suçladı. Piskopos “onlar zaten bizim değildi. Şimdiye kadar ihtiyaç sahiplerine vermeliydim Sahibini buldu” dedi. Piskoposun bu durumuna çok şaşırmıştı.

Piskoposun bu hareketine sizde şaşırmış olabilirsiniz. Ancak okumaya devam edin. Okudukça daha çok şaşıracaksınız. Hikâyeye devam edelim.

Birkaç sonra jandarma mahkûm ve gümüş takımlarla birlikte piskoposun evine geldi. Elindeki gümüşlerle jandarmaya yakalınmış, ellerinden kurtulmak için bütün bunları piskoposun kendini verdiğini yalanı söyledi. Ancak elindeki hırsızlık mahkumiyeti jandarmanı olaya şüpheyle bakmasını için iyi bir nedendi. O yüzden mahkûmu gümüş takımlar ile piskoposun evine gittiler. Mahkûm yolun sonuna geldiğini ve tekrar hapishaneye gideceğini düşünüyordu. Sıcak yemek ve rahat bir yatağın karşılığında bu hırsızlığı için çok pişman olmuştu. Ancak son pişmanlığın bir faydası yoktu. En azından öyle düşünüyordu.

Piskopos jandarmaları ve mahkûmu görünce elinde gümüş bir şamdan ile karşıladı onları. Adam dönerek, “dostum sabah erken gitmişsin. Seni arıyordum bende. Sana verdiğim gümüş şamdanı unutmuşsun. İyi ki geldin” dedi. Mahkûm bu duruma çok şaşırmış, kekeleyerek teşekkür etmekle yetindi. Jandarmalar durumu anlayınca mahkûmu oraya bırakarak piskoposun evinden uzaklaştılar. Geri hapishaneye gitmeyecekti. Ancak çok mahcup olmuştu piskoposa karşı. Sıcak ve temiz bir yatak vermenin üzerinde çaldığı gümüşlerin üzerinde değerli bir gümüş şamdanı da vererek onu mahkumiyetten kurtarmıştı. Piskopos “bütün bunları senin iyi olacağına dair verdiğin bir söz olarak yapıyorum.”

O günden sonra çok iyi bir yaşam sürmeye başladı. Adını değiştirdi ve çevresine iyilik yapmaya başladı.

Bu öyküyü Victor Hugo’nun Sefiller adlı romanın bir bölümünden alıntı yaparak buraya yazdım. Buradaki mahkûm romanda Jean Valjean; maceralarını başına gelenleri kitaptan okumanızı tavsiye ederim. Bir insanın başına gelebileceklerin sınırı yok. Bütün bunlara rağmen iyi bir insan olup doğru yoldan gitmek ne kadar zor.

Düşünmenizi istiyorum, hanginiz bir mahkûma yardım eder ve üstüne üstün sizden çalmasına rağmen affedebilirsiniz. Piskoposuz yerine kendinizi koyun ve öykü bir kez daha gözden geçirin. Kaçının piskoposun yaptığı büyüklüğü yapabilirsiniz. Bir insana yaklaşımınız onun geleceğine yön verebileceğini asla unutmayın. Bir insanını yaptıkları sadece kendisinden değil çevresinin ona yaklaşımlarının toplamı da olabilir.

Alemlere rahmet olsun diye gönderilen peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.v) Hz. Ali’ye sorar; Ya Ali, biri sana kötülük yaparsa sen ne yaparsın. Hz. Ali cevap verir. Bende iyiliğime karşılık veririm. Peki tekrar sana kötülük yaparsa ne yaparsın. Yine iyilik ile karşılık veririm. Üçüncü kez kötülük yaparsa ne yaparsın. Niye iyilik yaparım. Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.v) ya Ali bu kadar kötülük yapan birine neden iyilik yapıyorsun diye sorunca. Hz. Ali şu tarihi cevabı verir.

O; kötülük yapmaktan vazgeçmiyor mu ki, ben iyilik yapmaktan vaz geçeyim.  

Kötü olmak veya kötülük yapmak kolay yol olabilir. Çünkü size kötülük yapan birine aynı karşılığı verirsiniz. Bu beklenen bir durumdur. Bırakın kötü birine iyilik yapmayı, iyiliğe karşılık iyilik yapmayı bile çok görüyoruz.

Kötülük iyilikten daha hızlı yayıldığı bir dünyada iyilik yapmak en değerli bir hareket olacaktır. Eğer nefes alıyorsak her zaman umut var demektir. O halde iyi biri olup, iyilik ve güzellikleri zincir şekilde yayalım.

Share on facebook
Share on Facebook
Share on twitter
Share on Twitter
Share on pinterest
Share on Pinterest
Share on whatsapp
Share on WhatsApp

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment