Evrene Mesaj

  • 06 Şubat 2022 Pazar

Sonsuz bir evrende küçük bir gezegende yaşıyoruz. Sonsuz bir alanda yalnız olmak… Gerçekten yalnız mıyız? Yoksa başka galaksilerde başka medeniyetler var mıdır? Varsa; onlarla nasıl iletişim kurabiliriz?

Başkasıyla iletişim kurmanın an basit hali elimizde ki iletişim araçlarını kullanmaktır. Acaba diğer galaksilerde bulunması muhtemel varlıklar ile aynı araçları mı kullanıyoruz? Varlığından bile haberdar olmadığımız varlıkların, iletişim için kullandıkları yöntem ve gereçleri elbette bilmemeyiz. Ancak elimizdeki en güçlü iletişim araçlarını kullanıp evrene mesaj gönderebiliriz. Aslında bu daha önce yapıldı. 1977 VOYAGER-1 aracı güneş sitemi dışında ki gezegenleri incelemek için uzaya fırlatıldı. Bu aracın içine de bir plak doldurulup gönderildi. Plak içinde Türkçe mesaj bile var.

“Sayın Türkçe bilen arkadaşlarımız, sabah şerifleriniz hayır olsun”

İnsanoğlunun en güçlü iletişim aracı görseller. Fotoğraf, video veya resimler. Çünkü on binlerce yıl önce mağara insanın çizdiği resimler günümüze kadar gelmiş. O resimlerden anlamlar çıkarmaya çalışıyoruz. O zamanki insanın bize mesaj gönderme gibi bir derdinin olduğunu hiç sanmıyorum. Yine de istemeden de olsa, yaşamlarına ait mesajları bizler bugün okuyabiliyoruz. İşte görselin gücünü buradan anlıyoruz. Yazının icadından sonraki zamanalar da taş tabletlere de rastlıyoruz. Yine de görselin iletişim gücünün daha yüksek olduğunu düşünüyorum.

1977 tarihinde uzaya bırakabileceğimiz mesaj sadece ses frekanslarıydı. Günümüz fiber optik teknolojisini düşürsek artık uzayın derinliklerine, ışık ile istediğimiz bilgileri bırakabiliriz. Yani; evrene mesajımızı ışık yolu ile iletebiliriz. O zaman sorumuz gelsin:

Diğer Medeniyetlere Nasıl Bir Mesaj Bırakmak İstersiniz?

Bu sorunun cevabına geçmeden önce kendi dünyamıza bakmamız gerekiyor. Kendi dünyamız içerisinde yabancılarla nasıl iletişim kuruyoruz? Bütün mesele sanırım bu soruda. Dünya içinde farklı medeniyetler dostane bir şekilde karşılaşmamışlar. Savaşlar, açık, nefret ve hastalık gibi etkenler birbirimize yaptığımız kötülüklerin birkaçı. Kendi topraklarına sığmayan milletler başka milletlerin topraklarına şu veya bu sebepten ötürü saldırmaktan geri durmamışlar. Günümüzde bile kendi dünyasına sığmakta zorlanan insanoğlu; diğer medeniyetlere karşı sizce nasıl bir tavır alır? Aynı soru karşımızda ki medeniyet içinde geçerli aslında. Onlar kendi aralarında nasıl bir etkileşimi var? Bizimle karşılaşırlarsa nasıl bir etkileşimde bulunurlar? Acaba onlarda uzay içinde farklı bir medeniyet arayışı var mı?  Stephing Hawking; diğer medeniyetlerle karşılaşmamızın tehlikeli sonuçlara neden olabileceğini açıklamıştı. Tüm bunları düşündüğümüzde karşı medeniyetlere nasıl bir mesaj vermeliyiz sorusu epey zor bir soru.

İnsanoğlunun pespembe hayalleri olduğu kadar da karanlık bir tarafı var. Vereceğimiz mesajda bu karanlık yüzümüz gizlesek mi, gizlemesek mi? Gizlesek bile karanlık yüzümüz hep olacak. Tam ters bir durumu düşünelim. Önce biz onların mesajına ulaştığımızı varsayalım. Biz onların mesajını nasıl okuruz?

Sonuç Olarak

Uzayın derinliklerine yolladığımız mesaj asında dönüp dolaşıp yine bize gelmesi daha büyük bir olasılık. Bizim dünyamızda yaşamış eski medeniyetlerin durumu tam olarak bilemiyoruz. Belki bu eski medeniyetler uzayın derinliklerine mesaj göndermiş olabilir. Konuyu çok dağıtmadan konumuz geri dönelim. Yolladığımız mesaj bize daha doğrusu gelecek nesillere bir mesaj olacaktır. O mesaj içinde kendi dünyamıza ait bilgiler olacak. Gelecek nesiller bu mesaja ulaştıklarında aslında atalarının uzaya gittiğini ve başka medeniyetlerle iletişime geçmiş olabileceklerini öğrenecekler veya düşünecekler. Evrene aydınlık bir mesaj göndermek için önce insanoğlunu karanlıklardan kurtulup aydınlığa ulaşması gerekiyor.

Benim Göndermek İstediğim Mesaj;

Bütün bunlara rağmen bir mesaj göndersem; aşağıdaki benim çektiğim fotoğraflardan oluşan bu görseli göndermek isterim.

İnsanoğlunun atla başladığı yolcuğu uzayın derinliklerine kadar ulaşmayı başarmış; ancak hep karanlıklar içinde aydınlığı aramış… O aydınlık hep yanı başında olmasına rağmen…

Share on facebook
Share on Facebook
Share on twitter
Share on Twitter
Share on pinterest
Share on Pinterest
Share on whatsapp
Share on WhatsApp

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment